30 Nisan 2019 Salı

İSMAİL HAKKI UZUNÇARŞILI'NIN KARESİ VİLAYETİ TARİHÇESİ'NDEN SADELEŞTİRİLMİŞ BİR BÖLÜM





MİZYA KITASINDA SİYASİ DÖNÜŞÜM.

                              3


Bağımsız bir devlet kurmayı başaramayarak çok sayıda devletin yönetim ve siyasi etkisi altında kalırken Mizyalılar birçok siyasi dönüşüm geçirmişlerdir. Mısır, Asur, Lidya, İran, İskender,  Bergama, Romalılar ve Türkler bu bölgeyi zaman zaman işgal ve idare ettiler.
Milattan önce (1000-1124) tarihine kadar Teselya Kıtası’nda bulunan bir kısım Eolyanlar Küçük Asya sahillerinde Mizya ve Karya sahillerinin bir kısmıyla Limni, Tenedos Adalarının bir kısmında sömürgeler kurmuşlardır. Daha sonraları Eolyanlar arazilerini İda dağları eteklerine kadar içeriden de geliştirdilerse de İyonyanlarla  Doryanların yetişmelerine devam ederek arazilerini  (Sizik) ile (Hermus=Gedüs) nehri arasında sınırlandırmak zorunda kalmışlardı.
Milelilerin Küçük Asya sahillerinde ve İda dağı eteğinde kurmuş oldukları ticaret şehirleri şunlardır;
İda Dağı eteğinde (Zelea=Sarıköy)(Sepsis=Bayramiç civarı, Scepsis) (Hellespon)ile civarında (Gargara) (Perkot)(Arizbe,Arsba17)(Abidos)(Lampsak)(Pesos, Paesus)18Paryon19(Artase=Erdek)(Sizik)(Miletopolis)Propontid ve civarında (Priyapos)20 şehirleridir.

17-Çanakkale ile Lâpseki arasında

18-Lapsekiden doğuya doğru Marmara Denizi kenarında

19-Karabiga ile Lâpseki arasında deniz kenarında (Şah Melik) mevkiinde idi.

20-Priyapos=Karabiganın kuzeyindeydi.


24 Nisan 2019 Çarşamba

BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI BANDIRMA VE ÇEVRESİ SEMPOZYUMU BİLDİRİ ÖZETLERİ 17-18-19 Eylül 2018 tarihli bildiri özetlerinden




BANDIRMALI-ZADE AHMED MÜNİB EFENDİ’NİN ÇAĞDAŞ ÇOCUK HAKLARI BAKIMINDAN “HUKUK-İ VELED” RİSALESİ


                                  Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Nuri GÜLER*


ÖZET


Bandırmalızade Ahmed Münib Efendi 1275/1858 tarihinde dünyaya gelmiş, Annesi Emine Hanım olup, Celveti tarikatının Haşimiyye kolunun son döneminde yaşamış şahsiyetlerden birisi olan Bandırmalı Küçük Mehmed Galib Efendi’den sonra, yerine geçen oğludur. İbtidaiye, İdadiye ve Rüşdiye eğitimini tamamlamış, yirmi iki yaşında Evkaf-ı Hümayun Nezaretine girmiş ve yirmi dokuz sene memuriyetten sonra, Cihat İdaresi Kâtipliği’nden 1327/1909 tarihinde emekli olmuştur. Yedi sene Bandırmalı-zade tekkesinde şeyhlik yaptıktan sonra 1336/1918 yılında vefat etmiştir.
Ahmed Münib Efendi’nin basılan ve basılmayan birçok eserinin olduğu kaydedilmektedir. Bu eserlerden bir tanesi de anne ve babanın çocuğuna karşı görevleri hakkında olan, “Hukuk-i Veled”dir.
Ma’arif-i Umumiye Nezareti’nin Hicri 10 Zi’l-ka’de 1306ve Rumi 10 Mart 1315’te, 14 Numaralı Ruhsatnamesi’yle, İstanbul’da, Cemal Efendi Matbaası’nda Hicri 1318’de 24 sayfa olarak bastırılan “Hukuk-i Veled” Risalesi, Hanefi Mezhebi’ne göre yazılmış olmakla beraber, Şafi’i, Hanbeli ve Maliki mezheplerinin hükümlerine de yer yer temas edilmiştir. Erkek veya kız çocukların babaları üzerinde şu Şer’i hakları bildirmektedir; “Çocuğun doğumunda, kız veya erkek ayrımı yapılmadan babanın sevinmesi ve şükretmesi”, “Çocuk doğar doğmaz ağzına çiğnenmiş hurma veya tatlı bir şey sürülmesi”, “Sağ kulağına Ezan-ı Muhammedi ve sol kulağına ikamet okuması.” “Akika kurbanının kesilmesi.” “Annesinin veya bir sütannenin emzirmesi.” “Şer’i Şerif’e uygun bir isim verilmesi” “Erkek çocuğun sünnet ettirilmesi.” “Babanın kız ve erkek evlatlarına, hallerine ve zamana münasip sanat, meslek, ilim, terbiye öğretmesi.” “Helal lokma yedirmesi.” “Kız veya erkek çocuğun evlendirilmesi.”
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilmiş Birleşmiş Milletler’in Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nde getirilen Çocuk Hakları evrensel olarak kabul edilmiştir.
İşte bu araştırma, Hukuk-i Veled Risalesi’ni, Birleşmiş Milletler’in Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi ile karşılaştırılıp, Bandırmalı-zade Ahmed Münib Efendi’nin Hukuk-i Veled’ini çağdaş çocuk hakları bakımından değerlendirmeyi amaçlamıştır.
Araştırmanın sonuçlarından en önemlisi de, Birleşmiş Milletler’in Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi, “Çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.” Diyerek Çocuk Haklarını on sekiz yaşla sonlandırırken, Hukuk-i Veled Risalesi “Hukuk-ı mendube-i mezkureden biri dahi ‘teezevvüc’dür. Şöyle ki, Veledin buluğuna rüşdü munzam oldukda, tezevvüc etdirmekdir.”demekle, çocuğu on sekiz yaş sonrası terk etmemiş, çocuğa aile kurmasını çocuk hakları arasında sayıp, böylece geleceğin çocuğuna sağlıklı bir ortamın hazırlanmasını da çocuk hakları arasında görmüştür.


Anahtar Kelimeler; Bandırmalızade, Hukuk-i Veled, Hanefi Mezhebi, Birleşmiş Milletler, Çocuk Hakları


*Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Öğretim Üyesi

17 Nisan 2019 Çarşamba

İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın Karesi Vilayeti Tarihçesi'nin Abdullah Yılmazca sadeleştirilmiş bölümü


                                   MiZYALILAR

Mizyalılar beyaz ırkın Aryan kısmına ait olan (Plasiç) bölümündendir. Plajlar asıl vatanları olan (Belh) ve (Herat) taraflarında bulunurken Arilerden ayrılarak ilk göçmenler kafilesini meydana getirme ile Kafkas yoluyla Avrupa kıtasına geçmişler ve oradan kabile kabile Trakya, Makedonya, İllirya(İllyria) ve Teselya kıtalarına doğru yayılmaya başlamışlardı. 10
Plajların ziraat, madencilik ve mimarlık sanatında oldukça ilerlemişlikleri vardı. Bunlar şehirlerine (Larisa) ismini verirlerdi; kasabalarının etrafına büyük taşlarla surlar yaparlar ve bataklıkları kurutarak araziyi ekime uygun bir hale getirmesini biliyorlardı.
Plaj kısmından olan ve şimdiki Bulgaristan’ın batısına ve Kosova civarına doğru yerleşen Mizyalıların bir kısmı Hicretten yaklaşık  (2600) sene önce 11(MÖ 1980)(Bitini, Birik, Dardani(Dardania), Meon) milletleri ile Trakya’dan Küçük Asya’ya geçerek (Propontid) ve  (Ege) denizlerini yani Marmara ve Adalar denizi kıyılarına yerleştiler
Miziler, Küçük Asya’ya geçtikten sonra sınırlarını genişleterek (Setrimon) denilen Bitinyalıları yenerek bu kıtaya hâkim oldular. Sonra Bitinyalılar ile Firijyalılar saldırgan bir millet olan Mizyalıları yenerek onların saldırılarına son verdiler ve Mizya Kıtasını küçülttüler.
Mizyalılar Trakyalılar ile de aynı ırktandılar. Strabon 12bunu kanıtlamak için Karadeniz Boğazına önceden (Mizyen Bosforu, Mysian Bosphorus)denildiğini kaydediyor.
Mizyanın asıl yerli halkı hakkında bilgimiz yoktur.13 Mizyalılar kendilerini yerli halktan sayarlardı.14Fakat bunların dil, görenek yönüyle Trakya ve Makedonya’daki Plajlara benzerlikleri vardır. Mizyalıların Küçük Asya’ya geçtikten sonra burada yaşayan kavimler ile karıştıklarına şüphe yoktur.
Mizyalılar civarlarındaki kavimler ile güzel ilişkilerde bulundular. Bunlar Lidya ve Karyalılar(Carialılar) ile15 sözleşme yapmışlardı. Aynı soydan olan bu kavimler bir dil ile konuşuyorlardı. Mizya, Lidya ve Karyalılar sözleşme nişanesi olmak üzere (Milet) yakınlarında (Jüpiter Karyen, Carian Jupiter) tapınağını ortaklaşa ziyaret ederlerdi.16
Mizyalılar serbest yaşamayı sevdiklerinden dört duvar arasında bulunmaktan sıkılırlardı. Buna göre şehirler de tesis etmişlerdi.
Mizyalıların elbiseleri tilki derisinden bir külah ile (Zeiyra) denilen bir çeşit üstlükle örtülmüş yelek ve ayaklarında geyik derisinden çizme, ellerinde kısa bir süngü ile bir de mızrak ve savunma aleti olarak ufak bir kalkan olduğunu Tarihçilerin Babası Heredot yazıyor.
Plasıçlar, doğal güçleri cisimlendirerek onlara taptıklarından aynı kısımdan olan Mizyalılar gibi cin peri ve doğal güçlerin resmedilmiş şekillerine ibadet ederlerdi. En büyük tanrıları (Jüpiter=Zeus)idi. Bu esastan başka, ikinci, üçüncü derecede tanrıları vardır.
Eski zamanlarda Mizya kıtası haralarıyla meşhurdu. Meralarında pek çok (Diyomed, Diomedes) kısrakları beslenirdi. Meşhur Homer İlyada’sında Mizya’nın meralarını çok över. Eski (Akiraus) yani Balıkesir’de Roma İmparatoru meşhur (Adriyan)ın çiftliği vardı. Sonraları buraya (Adriyanutere) denilmişti. Bir zaman Mizya Kıtasına dâhil olan ve sonra Lidya şehirlerinden sayılan (Tiratira=Akhisar, Thyateira) beldesinin eski ismi (Uhapepa, Euhippe) olup manası iyi at yetiştiren demekti. Meşhur (Zelea=Sarıköy) Ovasının hayvanları meşhurdu.

10-(Plaj) yahut (Plasec)in eski, ihtiyar demek olduğunu ve bundan amacında Yunanlılardan önce Yunanistan’da oturan kavimlerin anlatılmak istendiğini Kamus-ul Alam da yazıyor.
11- Miziyenlerin çoğunluğu Trakya’da kalarak Roma İmparatorluğu zamanında ehemmiyetli bir kavim olarak tanındı.
12-Amasyalı olup, Coğrafya ve seyahatnamesiyle tanınır.
13-Küçük Asya’nın en eski sakinlerinin (Semitik, Semitic ) cinsinden olduğu zan ediliyor. Bu ilk kavme az zaman sonra kuzey tarafından (Sitik) halkı karıştı ki bunların arasına (Makron) (Şalib) (Dari) Tirabetler, Maryandalılar ve diğerleri ile Finikeliler, Pisidyalılar, Suriyeliler karıştılar. (Küçük Asya Tarihi Lobas215)
14-Homer, Küçük Asya’nın en eski kavimleri olarak Plasıcler, Paflagonyalılar(Paphlagoniia), Halizonlar, Mizyalılar, Meonlar yani Lidyalılar, Karyalılar ve Lisyalıları sayıyor.
15-Heredot(Heredotus); Mysia, Lidya, Karyalıların (Mizus) (Lidus) (Kares) isimlerinde üç kardeşten şubelere ayrıldığını yazmak suretiyle bir kökene döndürüyor.
16-Milet; Büyük Meandır yani Menderes Nehrinin yakınında kurulmuş bilinen beldelerdendi.


10 Nisan 2019 Çarşamba

BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI BANDIRMA VE ÇEVRESİ SEMPOZYUMU SEMPOZYUM PROGRAMI VE BİLDİRİ ÖZETLERİ, 17-18 Eylül 2018 tarihli yayınlanmış sempozyum özetlerinden



CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA BANDIRMA İLÇESİNİN SOSYO-EKONOMİK ÖZELLİKLERİ


Dr. Öğr. Üyesi Uğur Bülent KAYTANCI*
Dr. Öğr. Üyesi Tahir ÖĞÜT*


ÖZET;


İktisadi gelişmede şehirlerin olumlu etkilerinin olduğu bilinmektedir. Anılan etkilerin ortaya konulmasında başvurulan en önemli yöntemlerden biri de şehrin sosyo-ekonomik özellikleri üzerine araştırma yapılmasıdır. Böyle bir çalışma yapmak gayesiyle, bu çalışmada, ülkemizin Marmara bölgesinde bulunan, Balıkesir vilayetine bağlı Bandırma ilçesi seçilmiştir.
Tarih boyunca iktisadi açıdan zengin özelliklere sahip olan Bandırma kenti, Cumhuriyet döneminde de bu özelliğini korumuştur. Cumhuriyetin ilk yılları itibariyle önemli bir liman kenti, sanayi merkezi ve zengin bir tarım şehri olan Bandırma’nın ekonomik ve sosyal yapısının araştırılması kalkınma çabasındaki yerlere ve toplumlara ışık tutacaktır. Bu doğrultuda, çalışmamızda Bandırma’nın cumhuriyetin ilk yıllarındaki demografik, ekonomik(sanayi, ticaret ile tarım ve hayvancılık),mali ve sosyal yapısı veriler aracılığıyla ortaya konulmaktadır.
Çalışma, Bandırma’nın Cumhuriyetin ilk yıllarındaki ekonomik ve sosyal yapı özellikleri hakkında kantitatif veriler ortaya koymak ve bu verilerin sınırları içerisinde kalarak bazı değerlendirmeler yapmak amacı gütmektedir. Çalışmanın temel kaynaklarını ; “Türkiye Cumhuriyeti Başvekaleti İstatistik Umum Müdürlüğü 28 Teşşrinievel 1927Umumi Nüfus Tahriri, Fasikül 1”T. C. Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü Sanayi Sayımı 1927”T. C.Başbakanlık Devlet İstatistik enstitüsü Tarım Sayımı 1927” ve “T. C. Maarif Vekaleti 1926-1927 İstatistik Yıllığı Cilt;4”  teşkil etmektedir.

Anahtar Kelimeler; Bandırma, Ekonomik ve Sosyal Yapı, Kalkınma

*Harran Üniversitesi İİBF İktisat Bölümü.